İstanbul'da Fizyoterapist Ararken: Ahmet Yıldırım'ı Yakından Tanıyın
Şişli Mecidiyeköy'de fizyoterapist Ahmet Yıldırım: ilk seans süreci, çalışma yöntemleri, sertifikalar ve randevu bilgileri — Fizyoterapi Center.

İçindekiler
- 1"En İyi Fizyoterapist" Diye Ararken Aslında Ne Ararız?
- 2Ahmet Yıldırım Kimdir?
- 3İlk Seans Nasıl Geçiyor?
- 4Kliniğimiz Nasıl Bir Yer?
- 5En Çok Hangi Şikayetlerle Geliniyor?
- 6Sık Gördüğüm Durumlar ve Nasıl Yaklaşıyorum
- 7Kullandığımız Yöntemler ve Cihazlar
- 8Sertifikalar ve Sürekli Eğitim
- 9Fizyoterapi Neden Bazen İşe Yaramaz?
- 10Seansların Dışında: İş Biraz da Sizde
- 11"En İyi" Derken Dürüst Konuşalım
- 12Yabancı Danışanlar ve Farklı Dillerde Hizmet
- 13İlk Görüşmede Bana Ne Sorabilirsiniz?
- 14Randevu Öncesi Küçük Bir Hazırlık
- 15Önce Hekime Gitmeniz Gereken Durumlar
- 16İstanbul''un Her Yerinden Hastalarımız Var
- 17Son Söz
Gecenin bir yarısı, belini tutarak yatakta dönemeyen biri telefonu eline alıp "İstanbul''da en iyi fizyoterapist kim" diye yazıyorsa, aslında tek bir isim aramıyordur. Güven arıyordur. Beni dinleyecek, ne olduğunu anlatacak, boş vaat vermeyecek birini. Bu yazıyı tam da o soruyu soran insanlar için yazdık; süslü cümlelerle değil, olduğu gibi.
Ben Ahmet Yıldırım, Şişli Mecidiyeköy''deki Fizyoterapi Center''da çalışan bir fizyoterapistim. Aşağıda kim olduğumu, nasıl çalıştığımı, ilk seansta neler yaptığımızı, hangi şikayetlerle karşılaştığımı ve dürüst olmak gerekirse hangi durumlarda "önce doktora gidin" dediğimi anlatacağım. Amacım kendimi pazarlamak değil; siz karar verirken elinizde gerçek bilgi olsun istiyorum.
"En İyi Fizyoterapist" Diye Ararken Aslında Ne Ararız?


Önce şunu açık konuşalım: sağlıkta "en iyi" diye tek bir kişi yoktur. Olsaydı zaten herkes ona giderdi. Sizin için doğru fizyoterapist, şikayetinize, beklentinize ve o kişiyle kurduğunuz iletişime göre değişir. Bir profesyonel sporcunun ihtiyacıyla, gün boyu bilgisayar başında oturup boynu tutulan bir ofis çalışanının ihtiyacı aynı değildir.
O yüzden "en iyi" kelimesini bir sıralama gibi değil, bir uyum gibi düşünün. İyi bir fizyoterapisti reklamından değil, sizinle nasıl konuştuğundan anlarsınız. Sizi dinliyor mu, yoksa daha siz derdinizi anlatmadan programa mı başlıyor? Size özel mi bakıyor, yoksa herkese aynı egzersiz kağıdını mı veriyor? "Üç seansta geçer" gibi kesin sözler mi veriyor, yoksa gerçekçi bir plan mı çiziyor? Bu sorulara verilen cevaplar, o parlak "en iyi" başlığından çok daha fazlasını söyler.
Google''da yaptığınız aramada karşınıza çıkan onlarca ilan arasında kaybolmak çok kolay. Bu yüzden ben size kendi eğitimimi, çalışma şeklimi ve kliniği olduğu gibi göstermeyi tercih ediyorum. Kararı yine siz vereceksiniz.
Ahmet Yıldırım Kimdir?
2020 yılında Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi Kemal Demir Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulu''ndan mezun oldum. O günden bu yana altı yılı aşkın süredir sahadayım; ağırlıklı olarak bel ve boyun problemleri, manuel terapi, spinal mobilizasyon ve ortopedik rehabilitasyon üzerine çalışıyorum. Türkçe dışında İngilizce ve Arapça da konuşuyorum, bu yüzden İstanbul''da yaşayan yabancı danışanlarla da rahat anlaşabiliyoruz.
Mesleğe başladığım ilk yıllarda şunu fark ettim: insanların çoğu ağrısından çok, "bu ağrı neden oluyor, ben ne yapabilirim" sorusunun cevapsız kalmasından yoruluyor. Bir yerden bir yere koşturup her seferinde farklı şey duyunca kafaları karışıyor. Ben de o yüzden işe hep açıklamakla başlıyorum. Ne olduğunu anlayan bir insan, sürece çok daha rahat uyum sağlıyor.
Klinikte tek başıma değilim. Ekipçe çalışıyoruz ve her danışanın süreci ortak değerlendiriliyor. Ekibimizi ve eğitim geçmişlerini ekip sayfamızda, benim ayrıntılı profilimi ise buradan inceleyebilirsiniz.
İlk Seans Nasıl Geçiyor?
İlk gün masaya yatıp hemen tedaviye başlamıyoruz. İlk seans daha çok bir sohbet gibidir. Şikayetiniz ne zaman başladı, nasıl başladı, gün içinde hangi hareketlerle artıyor, hangi pozisyonda rahatlıyorsunuz, geceleri uykunuzu bölüyor mu, işinizde ya da sporunuzda sizi nerede zorluyor... Bunları tek tek konuşuyoruz. Elinizde MR, röntgen ya da doktor raporu varsa birlikte bakıyoruz.
Sonra muayene kısmına geçiyoruz: hareket açıklığınıza, duruşunuza, hangi hareketin ağrıyı tetiklediğine bakıyorum. Bütün bu tabloyu bir araya getirince ortaya sizin durumunuza özel bir plan çıkıyor. Bazı danışanlarda manuel terapi öne çıkıyor, bazılarında egzersiz ve duruş çalışması, bazılarında cihaz destekli uygulamalar. Hangisinin size uygun olduğuna hazır bir şablona göre değil, o günkü bulgulara göre birlikte karar veriyoruz.
Bir şeyi baştan söylemek isterim: ev egzersizleri işin en az klinikteki seanslar kadar önemli yarısıdır. Haftada iki gün kliniğe gelip kalan beş günü hiç umursamazsanız, süreç uzar. Bu yüzden size verdiğim hareketleri neden yaptığınızı da anlatırım; ezbere değil, mantığını bilerek yapın diye.
Kliniğimiz Nasıl Bir Yer?
Fizyoterapi Center, Şişli''nin Mecidiyeköy semtinde, Atakan Sokak''ta. Mecidiyeköy''ün en güzel tarafı ulaşımın kolay olması: M2 metro hattı ve metrobüs neredeyse kapımızın önünde. Düzenli seansa gelecekseniz bu gerçekten önemli, çünkü her gelişte trafikte bir saat harcamak insanı tedaviden soğutur.
İçeride abartılı bir hastane havası yok; sakin, tertemiz ve insanın gerildiği değil rahatladığı bir ortam olmasına özen gösteriyoruz. Aşağıda kliniğimizden birkaç kare var:
En Çok Hangi Şikayetlerle Geliniyor?
Kliniğe gelenlerin büyük kısmı kas-iskelet sistemiyle ilgili şikayetlerle geliyor. Yıllar içinde bazı profiller iyice tanıdık oldu.
Birinci grup, masabaşı çalışanlar. Gün boyu ekran karşısında oturmaktan boynu, sırtı, omuzları tutulmuş insanlar. Çoğu "boynumu sağa çeviremiyorum" ya da "iki kürek kemiğimin arası yanıyor" diye geliyor. Bir diğer büyük grup bel şikayetleri: bel fıtığı, bele bağlı bacağa vuran ağrılar, siyatik. Sonra yeni doğum yapmış anneler var; bebeği kucakta taşımaktan, uykusuz gecelerden beli ve boynu isyan etmiş oluyor.
Bir de spor yaralanmaları var. Halı saha maçında dizini burkan, koşuya yeni başlayıp aşil tendonu ağrıyan, ağırlık çalışırken belini zorlayan insanlar. Ameliyat sonrası rehabilitasyon da önemli bir başlık; menisküs, omuz, diz ameliyatı geçirenlerin doğru bir programla hareketine kavuşması gerekiyor. Bunların yanında skolyoz ve duruş bozuklukları, kireçlenmeye bağlı ağrılar ve lenfödem rehabilitasyonu da ilgilendiğim alanlar arasında.
Şunu da ekleyeyim: her başlık herkese aynı şekilde uygulanmaz. Sizin için uygun olup olmadığına ilk değerlendirmede karar veriyoruz, gerekirse önce ilgili hekime yönlendiriyorum. Daha ayrıntılı okumak isterseniz Şişli fizyoterapist rehberi ve manuel terapi ve bel fıtığı yazılarımıza göz atabilirsiniz.
Sık Gördüğüm Durumlar ve Nasıl Yaklaşıyorum
Her danışan kendine özeldir; ama yıllar içinde bazı durumlar o kadar sık karşıma çıktı ki, onlara nasıl yaklaştığımı biraz açmak istiyorum. Aşağıdakiler tanı koymak için değil, "benim durumumda ne yapılıyor acaba" diye merak edenlere fikir vermek için.
Bel fıtığı ve bele bağlı ağrılar
Bel fıtığı denince çoğu insanın aklına ilk gelen şey ameliyat oluyor. Oysa fıtıkların büyük kısmı, doğru bir programla ameliyata gerek kalmadan yönetilebiliyor. Belden bacağa vuran ağrı, uyuşma, sabahları belini doğrultamama gibi şikayetlerde önce ağrıyı tetikleyen hareketleri ve duruşları tespit ediyoruz. Sonra omurgayı zorlamayan, kademeli bir egzersiz programıyla çekirdek kasları güçlendiriyor, gerektiğinde traksiyon ve manuel tekniklerle destekliyoruz. Amaç ağrıyı bastırmak değil, belinizi yeniden güvenle kullanabildiğiniz bir noktaya getirmek.
Boyun fıtığı ve boyun ağrıları
Boyun şikayetleri son yıllarda inanılmaz arttı, sebebi de çok tanıdık: telefon ve bilgisayar. Gün boyu başı öne eğik durmak boynun doğal eğrisini bozuyor, kaslar sürekli gergin kalıyor. Boyun fıtığına bağlı kola vuran ağrı ve uyuşmalarda, önce boynun yükünü azaltacak duruş düzenlemeleriyle başlıyoruz. Manuel terapi ve nazik mobilizasyonla eklem hareketini açıyor, egzersizle derin boyun kaslarını çalıştırıyoruz. Masabaşı çalışanlara ayrıca ekran yüksekliği ve oturma düzeni konusunda pratik öneriler veriyorum; çünkü seansta düzelen boyun, aynı masaya aynı şekilde dönünce yine bozulur.
Spor yaralanmaları
Amatör ya da profesyonel fark etmez, spor yaralanmalarında en kritik konu doğru zamanlama. Çok erken zorlamak sakatlığı uzatır, çok geç başlamak ise gücü ve esnekliği kaybettirir. Burkulan bilek, zorlanan diz, ağrıyan aşil tendonu ya da omuz sıkışmalarında; iyileşmenin hangi evresinde olduğunuzu değerlendirip ona göre program kuruyoruz. Hedef sadece ağrıyı geçirmek değil, sizi eski aktivitenize güvenle döndürmek ve tekrar sakatlanma riskini azaltmak.
Ameliyat sonrası rehabilitasyon
Menisküs, ön çapraz bağ, omuz ya da kalça ameliyatı geçirdiyseniz, ameliyat aslında işin yarısıdır; kalan yarısı rehabilitasyonda. Doktorunuzun verdiği protokole sadık kalarak, hareket açıklığını güvenle geri kazandırıyor, kasları adım adım güçlendiriyoruz. Acele etmeden ama durmadan; çünkü bu süreçte hem sabır hem düzen gerekir.
Kullandığımız Yöntemler ve Cihazlar
Fizyoterapide "tek doğru yöntem" diye bir şey yok; iyi olan, kişiye uyanı seçebilmek. Benim işimin çekirdeğinde manuel terapi var, yani elle uygulanan teknikler: eklem mobilizasyonu, yumuşak doku çalışması, spinal mobilizasyon. Bunun üzerine kişiye özel klinik egzersiz ve duruş çalışması ekleniyor. Egzersiz olmadan sadece elle yapılan iş, çoğu zaman geçici kalır; ikisi birlikte kalıcı sonuç verir.
Bunların yanında, gerektiğinde destekleyici olarak modern cihazlardan yararlanıyoruz. Ağrının yoğun olduğu dönemde ya da toparlanmayı hızlandırmak istediğimizde bu cihazlar işe yarıyor; ama hiçbiri elle yapılan değerlendirmenin ve egzersizin yerini tutmaz, onları tamamlar. Kliniğimizdeki bazı uygulamalar:
HILT lazer ve ESWT şok dalga özellikle inatçı tendon problemlerinde ve topuk dikeni gibi durumlarda; Tecar terapisi derin dokuyu ısıtıp toparlanmayı desteklemekte; traksiyon sistemi bel ve boyun fıtıklarında omurgayı nazikçe açmakta işe yarıyor. Hangisinin size uygun olduğu, yine ilk değerlendirmede netleşiyor.
Sertifikalar ve Sürekli Eğitim
Bu meslek okulla bitmiyor; her yıl yeni bir şey öğrenmezseniz geride kalırsınız. Mezuniyetten sonra manuel terapi, spinal mobilizasyon, skolyoz değerlendirmesi ve lenfödem rehabilitasyonu gibi alanlarda eğitimler aldım. Bu başlıkların kliniğe gelen şikayetlerle örtüşmesi tesadüf değil; hangi konuda çok danışan görüyorsam o alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Belgelerden bazıları aşağıda:
Fizyoterapi Neden Bazen İşe Yaramaz?
Bunu konuşmak pek hoşa gitmez ama dürüst olmak gerekiyor: fizyoterapi her zaman beklenen sonucu vermez. Peki neden? En sık gördüğüm sebep, yanlış beklenti. Yıllardır süren bir şikayetin birkaç seansta yok olmasını beklemek gerçekçi değil. İkinci sebep, ev egzersizlerinin ihmal edilmesi. Klinikte bir saat çalışıp kalan zamanı eski alışkanlıklarla geçirirseniz, kazandığınız yavaş yavaş geri kaçar.
Bir diğer sebep, altta yatan nedenin aslında fizyoterapinin alanında olmaması. Bazen ağrının kaynağı düşündüğümüzden farklı çıkar; işte o yüzden değerlendirme bu kadar önemli. Gerektiğinde "bu durum benim alanımın dışında, önce şu hekime görünün" demek de işin bir parçası. Sizi oyalamak yerine doğru yere yönlendirmek, uzun vadede daha çok işinize yarar.
Seansların Dışında: İş Biraz da Sizde
Fizyoterapiyi bir tamir işi gibi düşünmeyin; daha çok birlikte yürünen bir yol gibi. Ben size doğru hareketleri, doğru yükü ve doğru alışkanlıkları gösteririm; ama günün geri kalanını siz yaşıyorsunuz. Nasıl oturduğunuz, telefonu nasıl tuttuğunuz, ağırlığı nasıl kaldırdığınız, ne kadar hareket ettiğiniz... hepsi sürecin parçası.
Bu yüzden verdiğim ev egzersizlerini abartılı bulmayın; genelde günde birkaç dakikayı bulan, hayatınıza sığacak hareketler seçerim. Amaç sizi spor salonuna çevirmek değil, bedeninizi gün boyu koruyacak küçük ama düzenli alışkanlıklar kazandırmak. En kalıcı iyileşmeler, klinikte olan biten kadar evde olup bitenle şekillenir.
"En İyi" Derken Dürüst Konuşalım
İnternette sağlık aramalarında çok kesin sözler görürsünüz: "kesin çözüm", "ağrılarınıza elveda", "şu kadar seansta iyileşme". Ben bu cümleleri kurmuyorum, çünkü kuramam. İyileşme süreci kişiye göre değişir. Şikayetin ne kadar sürdüğü, altında yatan neden, sizin genel sağlığınız, egzersize ne kadar uyduğunuz... hepsi sonucu etkiler. Aynı tanıyı taşıyan iki kişi bile farklı hızda toparlanabilir.
Bu yüzden ilk görüşmede size gerçekçi bir çerçeve çizerim: durumunuz nedir, ne yapabiliriz, ne kadar sürede nereye gelmeyi hedefliyoruz, hangi noktada tekrar değerlendireceğiz. Sabit bir seans sayısı ya da kesin sonuç vaadi vermem. Bana göre güven, boş bir söz vermekle değil, dürüst bir yol haritası çizmekle kazanılır.
Kliniğimizin Google Haritalar profilinde 5,0 üzerinden 5,0 puan ve 68 danışan yorumu var. Bunları görmenizi öneririm; ama şunu da unutmayın, her yorum kişisel bir deneyimdir, sizde birebir aynı sonucun garantisi değildir. Merak edenler Instagram hesabımdan klinikten kareleri ve bilgilendirici paylaşımları da takip edebilir.
Yabancı Danışanlar ve Farklı Dillerde Hizmet
İstanbul artık dünyanın dört bir yanından insanın yaşadığı bir şehir. Türkçe dışında İngilizce ve Arapça da konuştuğum için, dil bariyeri yüzünden derdini tam anlatamayan danışanlarla çalışmak benim için ayrı bir keyif. Çünkü fizyoterapinin temeli iletişim; ağrının hikayesini doğru anlayamazsam doğru planı da kuramam. Şehirde yaşayan ya da tedavi için İstanbul''a gelen yabancı danışanlar, şikayetlerini rahatça anlatabilecekleri bir ortam bulduklarını söylüyorlar. Randevu öncesinde hangi dilde görüşmek istediğinizi belirtmeniz yeterli.
İlk Görüşmede Bana Ne Sorabilirsiniz?
İyi bir danışan, soru soran danışandır. Ne olduğunu anlamadan bir sürece girmenizi istemem. İlk görüşmede çekinmeden şunları sorabilirsiniz: "Bendeki durum tam olarak nedir?", "Bu plan neden bana uygun?", "Ne kadar sürede nereye gelmeyi hedefliyoruz?", "Evde ne yapmam gerekiyor?", "Hangi hareketlerden kaçınmalıyım?". Bu soruların cevabını net alamıyorsanız, hangi kliniğe giderseniz gidin, biraz daha düşünmenizi öneririm. Kendi sağlığınızla ilgili kararların ortağı olmak sizin en doğal hakkınız.
Randevu Öncesi Küçük Bir Hazırlık
İlk seansın verimli geçmesi için gelmeden önce birkaç şeyi hazırlamanız yeterli. Bu küçük hazırlık, ikimizin de zamanını kazandırır:
- Varsa MR, röntgen, ultrason sonuçlarınızı ve doktor notlarınızı yanınıza alın.
- Düzenli kullandığınız ilaçları ve varsa mevcut tanılarınızı not edin.
- Ağrının hikayesini kısaca düşünün: ne zaman başladı, neyle artıyor, neyle azalıyor.
- Hedefinizi netleştirin. "Ağrısız uyumak", "yeniden koşabilmek", "torununu kucağına alabilmek" gibi somut bir hedef, planı birlikte kurmamızı kolaylaştırır.
Randevu ve sorularınız için iletişim sayfamızı kullanabilir, konumu Google Haritalar üzerinden görebilirsiniz.
Önce Hekime Gitmeniz Gereken Durumlar
Dürüst olayım: fizyoterapi her şikayetin ilk adresi değildir. Bazı belirtiler var ki, randevu almadan önce mutlaka bir hekime ya da acile başvurmanız gerekir. Aşağıdakilerden biri sizde varsa, lütfen önce tıbbi değerlendirme alın:
- Aniden gelişen güç kaybı, ilerleyen uyuşma veya kol-bacakta kontrol kaybı
- İdrar ya da büyük abdest kontrolünde yeni başlayan bir sorun
- Düşme, kaza ya da darbe sonrası şiddetli ağrı
- Ateş, gece terlemesi ya da sebepsiz kilo kaybıyla birlikte gelen ağrı
- Geceleri giderek artan ve hiçbir pozisyonda geçmeyen ağrı
- Göğüs ağrısı, nefes darlığı ya da bayılma hissi
Bu liste sizi korkutmak için değil, doğru kapıya yönlendirmek için. Tanı koymak her zaman hekimin işidir; benim işim, tanı konduktan sonra sizi en güvenli şekilde harekete kavuşturmak.
İstanbul''un Her Yerinden Hastalarımız Var
Mecidiyeköy''de olmanın en güzel yanı, İstanbul''un tam kalbinde olması. Metrobüs hattı şehri boydan boya kestiği, M2 metrosu da Hacıosmanlar''dan Yenikapı''ya indiği için hem Avrupa hem Anadolu yakasından danışanlarımız rahatça ulaşıyor. Trafik İstanbul''un gerçeği; ama toplu taşımayla geldiğinizde çoğu semtten yarım saat içinde buradasınız.
Avrupa yakasında Şişli, Nişantaşı, Beşiktaş, Kağıthane, Sarıyer, Levent ve Gayrettepe gibi yakın semtlerden gelmek zaten çok kolay. Metrobüs sayesinde Bakırköy, Zeytinburnu, Avcılar ve Beylikdüzü yönünden gelenler de tek araçla ulaşabiliyor. Metro hattı boyunca Taksim, Osmanbey ve Maslak çevresinden gelmek ise birkaç durak meselesi.
Anadolu yakasından gelenler için de metrobüs büyük kolaylık: Kadıköy, Üsküdar, Ümraniye, Ataşehir ve Maltepe tarafından yola çıkanlar, köprüyü geçip Mecidiyeköy''e rahatça geliyor. Uzaktan gelen danışanlarımıza genelde seans programını biraz daha seyrek ama etkili kuracak şekilde plan yapıyoruz; her gün yol gitmek zorunda kalmadan, verilen ev egzersizleriyle süreci evde de sürdürebilmeniz için.
Kısacası, ister Şişli''nin göbeğinde oturun ister köprünün öbür yakasında; ulaşım bir engel olmasın diye elimizden geleni yapıyoruz. Nereden geldiğinizden çok, buraya geldiğinizde size ne kadar doğru bir plan kurabildiğimiz önemli.
Son Söz
Bu kadar yazıyı okuduysanız, muhtemelen ciddi bir şikayetiniz var ve doğru kişiyi bulmak istiyorsunuz. Size verebileceğim en dürüst tavsiye şu: kime giderseniz gidin, sizi dinleyen, ne yaptığını anlatan ve boş vaat vermeyen birini seçin. Ben de tam olarak böyle çalışmaya gayret ediyorum.
Aklınızda soru işaretleri varsa, en sağlıklısı kısa bir ön görüşme yapmak. Şikayetinizi anlatın, birlikte bakalım, size uygun bir plan çıkar mı konuşalım. Karar sonunda sizin; ama en azından elinizde gerçek bir bilgi ve dürüst bir değerlendirme olsun. Beklerim.
Şişli/Mecidiyeköy’de ön değerlendirme randevusu
Şikayetinizi, raporlarınızı ve hedefinizi paylaşarak ilk görüşme için uygun zamanı planlayabilirsiniz.
Kaynakça
- Ahmet Yıldırım — Fizyoterapi Center profili
Eğitimi, çalıştığı alanlar, konuştuğu diller ve sertifikaları.
- Fizyoterapi Center — Google Haritalar
Kliniğin konumu ve 68 danışan yorumu.
- Instagram: @physio.ahmet
Klinikten kareler ve bilgilendirici paylaşımlar.
- DoktorTakvimi profili
Buradaki bazı adres bilgileri eski; güncel konum için Fizyoterapi Center sayfasını esas alın.
Sıkça sorulan sorular
İstanbul''da fizyoterapist seçerken nelere dikkat etmeliyim?
Ahmet Yıldırım nerede çalışıyor, ulaşım nasıl?
İlk seansta ne oluyor?
Hangi şikayetlerle randevu alabilirim?
Kaç seansta iyileşirim?
Anadolu yakasından gelmek mantıklı mı?
Yorumları ve klinikten görüntüleri nereden görebilirim?
Hangi durumlarda önce doktora gitmeliyim?
İlgili İçerikler

İstanbul'un En İyi Fizyoterapisti Nedir? Şişli'de Nasıl Değerlendirilir?
Omurga Problemleri

İstanbul Fizik Tedavi Merkezleri Nasıl Değerlendirilir?
Kas ve Yumuşak Doku Problemleri · Manuel Terapi

Şişli'nin En İyi Fizyoterapisti Nedir? Şişli'de Nasıl Değerlendirilir?
Omurga Problemleri
Yorumlar
Onaylı deneyimlerden bir seçki.
Emre Gözükara
GoogleMayıs 2026
Öncelikle herkese çok gecmis olsun 2023 tarihinde hoca fıtık ameliyati olucaksin demisti fakat ben ameliyattan korkan bir insann oldugum icin bir cok arastirma sonucu ahmet hocayi buldum hocamdan allah razi olsun beni ameliyattan kurtardi . Ayrica calisanlar güler yüzlü kibar insanlar . Tesekkurler
aykut aydoğdu
GoogleMayıs 2026
İlk gittiğimde ağrılarım oldukça fazlaydı bel ağrisindan yürüyemiyordum bile uygulanan tedavi ve yönlendirmeler sayesinde kısa sürede farkı hissettim ve 2 ci gün ayağa kalktm Ahmet bey işinde çok ilgili, sabırlı ve açıklayıcıydı. Süreç boyunca kendimi güvende hissettim. Kesinlikle tavsiye ederim.
cenk demiray
GoogleMayıs 2026
Ahmet hoca ve ekibi gercekten cok basarililar. Herhangi bir agriya en etkili tedavi metodunu bulur ve uygularlar. Kendilerine tesekkur ediyorum.
Memik ÇAĞLAR
GoogleMayıs 2026
İlgisi, deneyimi,İşini ciddiyetle yapması, Sınırlarını muhafaza etmesi ve merkezi yerde olması sebibi ile çok memnun kaldığımı ifade ederek ilgilenenleri doğru bilgilendirmek istedim.
Kaan Beyazkılınç
GoogleMayıs 2026
"Yaklaşık iki yıldır Fizyoterapist Ahmet Bey ile tedavi sürecime devam ediyorum ve bu süre zarfında katettiğimiz yol gerçekten inanılmaz. Ahmet Bey ile tanışmadan önce pek çok doktor ve fizyoterapiste başvurdum ancak maalesef kalıcı bir sonuç alamamıştım. Yollarımız Ahmet Bey ve ekibiyle kesiştiği günden beri sadece sağlığımda değil, yaşam kalitemde de büyük bir değişim oldu. Klinikteki tüm ekip işini gerçekten çok profesyonelce, titizlikle ve güler yüzle yapan bir kadro. Sadece bana değil; anneme, babama ve kardeşime de destek olarak adeta ailemizin fizyoterapisti oldular. Kendi sağlık durumumdan bahsetmem gerekirse; bel fıtığı, lordoz, omurgamda stres kırığı ve bel kayması gibi zorlu bir tabloyla sürece başladık. Eskiden spor yapmak benim için imkansızken, şimdi Ahmet Bey ve ekibinin gözetiminde sporu da hayatıma dahil ederek ilerliyoruz. Her şeyi zamana yayarak, doğru adımlarla çözüme ulaştık. Başta Ahmet Bey olmak üzere tüm ekibe sonsuz teşekkür ederim"